Scroll Top
Şımarık İnsan Profili

Özellikle abartılmış öz-güvenle şişen ego bir yerde balon gibi patlar ve gerçek dünyaya acı bir iniş yapar.

  Aşırı şımarık olma hali kuşkusuz ailenin veya çevrenin çocuk üzerine yaptığı aşırı ilgi yatırımlarından doğan bir sonuçtur. Bu durumda genç fert, sebepsizce yüceltilmenin ve el üstünde tutulmanın bedelini ileriki yaşlarda maalesef acı bir şekilde öder. Bunun yanında aşırı şımarıklık ileride kişiyi kibirli olmaya götüren yollardan biridir. Birinin diğerini beslediği bu durum sanki onun içinde büyüyen narsist yapısının ana damarı değil midir?

  Çevresi tarafından aşırı ilgiyle şımartılan genç birey bunun bedelini ileride acı bir şekilde ödeyebilir. Bu süreçte kişi, hayatın evrensel gerçekleriyle yüzleştiğinde derin bir öz-güven kaybı yaşamayacak mıdır? Gelişmekte ve olgunlaşmakta olan genç bireyin aşırı güven hissinin nedeni öncelikle ailenin yanlış tutumundan kaynaklanır. Bütün beklentileri fazlasıyla karşılanan ve her istediği yapılan genç bireyin sağlıklı büyüme ve olgunlaşma süreci bu durumda sekteye uğrayabilir. Ayrıca o, ileriki yaşlarda bu ilgi ortamını bulamadığında ve bazı hayati doğruların farkına vardığında derin bir hayal kırıklığına uğrayacaktır.

  Özellikle abartılmış öz-güvenle şişen “ego” bir yerde balon gibi patlar ve gerçek dünyaya acı bir iniş yapar. Bu noktada şımarık insan tipinin yaşadığı acı, sıradan bir acıyı yaşayan insandan daha keskin ve ağırdır. Çünkü o kendi özgüvenini tırnaklarını kazıyarak veya yeteneklerini kullanıp başarıyı elde ederek kazanmamıştır. O özgüvenini doğal yollarla, kendi bileğinin hakkıyla kazanarak değil, kendi çevresi tarafından pohpohlanarak ve ilgi odağı olarak elde etmiştir.

  Bu istem-dışı bir yüceltilmedir ve kaynağı çevresel faktörler veya aile içi dinamiklerdir. O kişi kendisi için hazırlanmış olan ortamdan huzur ve güven anlamında istifade eder. Tıpkı doğmamış bir bebeğin anne rahmindeki sakin, huzurlu ve güven dolu sürdürdüğü varoluşu gibi.

  O şımarık bir insandır. Bazen çocuk gibi, elindeki oyuncakları arkadaşlarıyla paylaşmak yerine hepsini kendisi için isteyen, üstelik olgunlaşma ve büyüme yolunda da hiçbir ilerleme kaydetmeyen bencil ve inatçı bir bireydir. İlerleyen yaşlarda kişiliğinin yapısı kibirli olmanın sınırlarına yaklaşır. Dâhil olduğu her hadisede sadece kendisi haklıdır ve o, herkesten üstündür.

  Söz konusu kişi yaşını aldıkça, artık ilgiyi çevresinden alarak değil, kendi ilgisini yine kendisine yatırarak egosunu beslemeye başlar. İşte bu da bir tür narsizm değil midir? Bu konumda onu ilgilendiren bütün husus ve konularda ipler avucunun içindedir; o artık kontrolcü ve manipülatiftir. Çevresinin ve sevdiklerinin hayatını ilgilendiren durumlarda yine bildiğini okur. Çevresindeki insanların öne sürdüğü mantıklı görüş ve fikirlere kulak dahi vermez. Başka bir deyişle o, yine metaforik açıdan sepetinin içindeki oyuncaklarla oynayan ve istediği zaman kendi oyununun celladı olan küçük çocuktur. Ama bu çocuk, geçmişte sahip olduğu şeyleri paylaşmak istemediği gibi artık kendisinden de taviz vermez bir yapıya bürünmüştür. Özetle, dünün şımarık çocuğu bugünün ise kural tanımaz bireyi olmuştur. Verdiği kararların bir başkası tarafından sorgulanması bile, onun “egosunu” zedelemek ve hatta damarına basmak anlamına gelir.

  Şımarık insan etrafıyla ilgilenip verici olmaya meyilli değildir. O, genellikle ilgi odağı olmayı hedefler ve ruhunu bu şekilde beslemeye çalışır. Fakat ne kadar beslenirse beslensin bir tür açgözlülükle hep daha fazlasını talep etmeye devam edecektir.

  Hayat her halükarda müşterektir. Yani bazı şeylerden feragat etmeden asla yol alınamaz. İyi bir insan olmanın esası, hayatın bazı acı gerçeklerini yaşamayı gerektirir. Önemli hadiselerden ibret almanın yolu hayatı yaşamaktan geçer. Eğer kişi hayatın gerçekleri karşısında kendisini bir kefeye koyup tartamıyorsa ne olgun bir insan olma yolunda ilerleyebilir, ne de hayatı tanıyarak sevebilir. Öncelikle onun hayatı yaşaması, öğrenmesi ve ruhsal açıdan olgunlaşıp kaderindeki çizgisini belirlemesi gerekecektir.