İnsanoğlu, içinde bulunduğu ekosistemde kendisine özgü bir varoluşu temsil etmiş ve büyük bir güce erişerek dünyaya hükmetmiştir.
Hayatın gerçekleriyle kurduğu temas, kendi inancının oluşumunu sağlar ve dirimsel bağını güçlendirir.
Güncel yaşamın mevcut gerçeği ve parametreleri değiştiğinde bireyin realite anlayışı da bu değişimi takip eder.
Birey bu nimetlerden mahrum kalmamak için “ak” ile “karayı” tıpkı “yin” ile “yang” gibi bir bütün olarak düşünmeli ve…
Zaman içerisindeki ilerleyişimizde ve elde ettiğimiz ruhsal tekâmülün uzayan çizgisinde bizi kendi yolumuza baş koymamızı sağlayan bir güç vardır.
Biz varoluşçuluğu, kişinin yaşamındaki acılarla karamsarlaşıp gerçeklere meyilli olmaya doğru yönelen bir öğrenim ve değişim yolculuğu olarak da betimleyebiliriz.
Merhamet veya vicdan, iyiliğin olmadığı ya da gizlendiği zamanlarda kendisini gösterir ve zulmedilen güçsüzü savunur.
Kaygı bazen bir yanılsama, insana has karanlık bir duygudur. Gerçeklerin insana dolaylı veya dolaysız bir şekilde hissettirdiği sancılı bir seraptır.

