Mistik olan, insanı kendisine çeken bir gizemdir. Hayatımızdaki gizemin boyutu, yani bilinmezliğin derinliği, kendi varlığını sürdürdüğü müddetçe kişinin içindeki umudun oluşumunu sağlar. Bu gerçek, onun hayatındaki bilinmezliklere karşı olan merakını ve evrenin varoluşuna dair beslediği inancı ayakta tutar. Çünkü bilinmezlik(!), bilinmediği için bir gizem ve bilinmemesine rağmen varlığını koruduğu için mistik bir gerçektir.
Öte yandan, bireyin hayat anlayışı ve ruhsal yapısı, kendi geleceğini olumsuz veya olumlu bir şekilde karşılamasında önemli bir rol oynar. Örneğin, kaygının yoğun etkisi altında kalan bir kişi önceden asla bilinemeyecek olan geleceği endişelerle karşılar ve o belirlenmemiş olanı daha şimdiden olumsuz olarak belirler. Buna karşın ruhsal dinginliğini korumuş olan biri, kendisini bekleyen geleceği tüm bilinmezliklerine rağmen bir sürpriz veya hayatın cilvesi olarak karşılar.
Hayatımızdaki mistik değerlerin bize kazandırdığı önemli artılar vardır. Belirtmemiz gerekir ki; insan hayatında her şeyi bilmeye muktedir değildir. Kaldı ki, her şeyi bilmek yerine kendisine has albenisiyle hayatı olduğu gibi kabul etmek kişi için en büyük nimettir. Sürpriz olaylara veya durumlara uyum sağlayabilmek birey açısından önemli ve faydalı bir erdemdir.
İşin gerçek iç yüzü şu ki; bireyin, kozmosun var olma nedeninin altında yatan mistik gerçeğe(!) karşı beslemiş olduğu inanç, kendi manevi değerlerini canlı tutan ve ruhsal dengesini sağlayan bir güç kaynağı niteliğindedir. Mistik olan, kendi gizemli derinliği doğrultusunda onun hayata karşı duyduğu inancın oluşmasında yardımcı olmaktadır. Yani kişi, hayatında asla erişemediği gerçeklere karşı kendi içinde bir inanç yaratmakta ve o, beslemiş olduğu inanca kendi mizacını katarak bir nitelik kazandırmaktadır. Hayatın mistik yönü bireyde kendi gizemini yaratmaktadır. Mistik olana dair duyulan inanç ise onu hayata bağlamaktadır. Bu durumda, kendi hayatımızı ilgilendiren en büyük mistik değerlerin deşifre edilmesi, insanın inancını sıfırlayacaktır. Bu durum herkesi bir kaosa sürükleyecektir. Eğer kişinin kendi içindeki mistik değerler, dış dünyadaki karşılığını bulamazsa yani Tanrı, ruh gibi hakikatler deşifre edilirse acı son kaçınılmazdır. Sözünü ettiğimiz bu gizemli gerçeklerin en büyüğü ise “Yaratan’dır.”
Sonuçta, mistik olanın gizemli varlığı, tüm evrenin varoluş nedenini içinde barındıran bir değerdir. O, hayatın olumsuzlukları karşısında sığınılabilecek bir limandır. Bu değerler, ruhumuzun dengesine destek olan ve acı gerçekler karşısında umudun oluşmasını sağlayan bir olanaktır. Kaderin gölgesini önemli ölçüde sansürleyip ruhumuzun metanet göstermesine yardımcı olurlar. Böylelikle birey olası yıkımlardan sivrilerek hayatla bütünleşme şansını yakalar. Gerçeği sorgulayan bir kişi için hayat gizemlerle doludur; özellikle bilinmeyeni bilebilme umuduyla yaşayan biri için…

