Scroll Top
Toplumsal Ön-Yargı

Ön-yargıya neden olan eğilimleri ortadan kaldırmak toplumun ufkunu genişletmesinin yanı sıra…

    Günümüzdeki toplumların gelişmişlik ve çağdaşlık düzeyi, o toplumun kayda değer bir kesiminin eğitim ve kültür seviyesi açısından ileri olmasına bağlıdır. Uygar bir toplumun çoğul bireyi tarihsel, kültürel ve bilimsel açıdan doğru ve güncel bilgiye sahip olması sayesinde realist ve rasyonel bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Öte yandan, günümüzde çağdaş bir eğitim açısından geri kalmış pek çok toplumdaki etnosentrik anlayış, o toplumun insanlarını diğer toplumlara karşı ön-yargılı olmaya teşvik etmektedir.

  Söz konusu çoğul bireyi çeşitli açılardan ön-yargılı olmaya doğru iten nedenleri sorguladığımızda ise; onun dini, sosyal, bilimsel, çevresel, kültürel veya dünyevi görüş kapsamında yetersiz bir bilgi birikimi olduğu sonucuna varırız. Sonuç olarak geri kalmış bir toplumda çağdaş eğitim yetersizliği beraberinde ırkçılığı, gericiliği ve ayrımcılığı da getirir. Neden? Çünkü eğitimsiz bir toplumdaki dini, siyasi, askeri egemen güçler ya da önderler kendi ideolojileriyle çelişmeyen fakat hümanizme aykırı olan olguları topluma ve hatta aile fertlerine kadar empoze ettirme şansına sahiptir. Irkçılık dâhil her tür nefret söylemi, ataerkillik kavramı ve pek çok sosyal olumsuz olgu böyle oluşmamış mıdır? Pek çok azınlığın bu tür yargılar sonucunda sürüklendikleri vahim yaşam koşulları gerçek değil midir?

  Siyasal ve sosyal konularda kendilerini tutuculuk ve kararlılıkla belli eden muhafazakâr gurupların ön-yargılı olmaya ne kadar yatkın olduğunu tespit edebiliriz. Dolayısıyla biz ön-yargılı olma olgusunun toplumsal ve bireysel açıdan yapılanmakta olduğunu ve bu bağlamda kişinin gerek sahip olduğu görüşlerle gerekse de çevrenin kendisine kazandırdığı izlenimlerle geliştiği tezine ulaşmaktayız.

  Özellikle dini konular hakkında edinilen fikirlerin veya çevreden alınan izlenimlerin birer takıntı haline getirilmesi ve bu düşüncelerden vazgeçilememesi bağnazlık kavramını düşündürür. Bu durumda toplum, kendi dini görüşleriyle örtüşmeyen değer ve inançlara karşı ön-yargılı bir tutum takınacaktır.

    Sonuç olarak, toplumun taşıdığı bu manevi tümörden arınması çok önemlidir. Ön-yargıya neden olan eğilimleri ortadan kaldırmak toplumun ufkunu genişletmesinin yanı sıra içinde bulunduğu çağın gerçeklerine karşı direnmesini önleyecek ve kendi gelişiminin kapılarını aralayabilmesini sağlayacaktır. Nitekim çoğul birey zamanının doğrularına razı olmalıdır. Ancak bu şekilde kendi hayat standardını arttırıp uygar bir toplum olma yolunda ilerleyecektir.