Sahip olduğumuz pek çok bireysel ve sosyal sorumluluğu yerine getirme isteğinin oluşturduğu sürece motivasyon denir. Bireyi motive eden unsurlar iç veya dış kaynaklı olmakla birlikte, dış kaynaklı faktörler destekleyici, iç kaynaklı faktörler ise birincil öneme sahiptir. Örneğin; öğrenim hayatımızın bize sunduğu öğretileri ve kuramları kendi yaşam ufkumuzu genişletmek amacıyla pragmatik bir şekilde benimsemek iç motivasyonumuza önemli katkılarda bulunacaktır. Bu noktada, gelişme hevesiyle olgunlaşma sürecinin ortak bir noktada buluşması, onun motive olduğu konularda kendisine önemli kolaylıklar sağlayacaktır.
Birey kendi bilgisine ve yeteneklerine güvenmeli, ayrıca problemleri çözerken stres faktörünü azaltmak için dersleri bir oyun veya zihinsel antrenman psikolojisiyle çalışmalıdır. Nitekim onun öğrenerek çalışması ve bilgi düzeyinin artmasıyla gelişen zekâsı elde edeceği en büyük kazançtır. Her sorunun bir çözüm yolu elbet vardır ve kişi kendi bilmecesinin çözümüne odaklanmalıdır. Ve bilinmesi gerekir ki; başarılı olmak, başarısızlığın gerçek iç yüzünü deneyimlemeyi ve başarının kazandıracağı hazza olan açlığı gerektirir. İdrak etme sürecinde onun kendi sağlıklı bilişsel yetileri kadar, sahip olduğu iç ve dış kaynaklı motive edici unsurların gücü er ya da geç başarıyı getirecektir.
Genel anlamda kendini ve başkalarını tanımak, bireyin geleceğine ve ideallerine giden yolun döşenmiş taşlarıdır; çünkü özdeşim kurularak elde edilen izlenimler ve tecrübeler kişi için çok değerli bir haritadır. Sosyal çevreden elde edilen karakter izlenimleri ve içselleştirilerek sentezlenen rol modelleri ilerleyen yıllarda birey için bir “ben ideali” meydana getirir. Erken yaşlardaki eğitim süreci onun doğal ve sağlıklı gelişimini desteklerken kişi, ilgi duyduğu alanlara motive olup kendi yaratıcılığını ve becerisini sergiler. Zamanla tasarlanan “ben idealine” ulaşma isteği ise, bireyin motivasyonunu arttırdığı gibi, gelişime de sevk ettiren itici gücü oluşturur. Bu süreçte elde edilen bilgi birikimi de kişinin kendi cevherini parlatacak ve hayat görüşüne incelikler katarak ufkunu genişletecektir. Kişi elde ettiği bu kazanımlarla kendi “ben idealini” daha da geliştirecek ve idealize ettiği “ben idealine” ulaşmak için uzun ve meşakkatli bir gelişim sürecinden geçecektir. Onun için gelişim süreci hiçbir zaman bitmez ve bitmemelidir.
Başarılı olma isteği ve başarısızlığa uğrama korkusu yeterli bir düzeye ulaşıp kontrol edildiğinde bireyi kamçılayan ve zafere ulaştıracak olan gerekli iç motivasyondur. Ancak, kendisinden ve hayattan hiçbir beklentisi olmayan ve sorumlu olduğu konularda başarılı olma gibi bir kaygı taşımayan birinin psikolojisi rahatlığa ve ataletliğe alıştığından motive olma konusunda önemli güçlükler yaşayacaktır. Özellikle böyle bir kişinin gerçek hayatı ve kendisini realist bir şekilde değerlendirebilme becerisi yeterince gelişmediğinden, sorumluluk alma duygusunun bilincine varamayacaktır. Onun olgun bir birey olma yolunda ilerleyebilmesi için kendisini tahlil edip eksik olduğu yönleri tespit etmesi ve yaşama amacını belirleyip hedeflerine ve görevine odaklanması gerekmektedir. Neticede kişi, elde edeceği başarıların kendisi için bir kazanç olduğunu bilmeli ve geleceğine yaptığı çok yönlü yatırımlardan haz duymalıdır. Bunun için başarılı olmayı bir hayat felsefesi olarak belleyip ilgilendiği konulara adanmayı alışkanlık haline getirmelidir. Zaferle taçlandırılan zor ve uzun çalışma sürecinin ardından genç bireyin yakın çevresi tarafından ödüllendirilmesi, onun yeni hedefler belirleyip başarılı olma arzusunu ve iştahını kabartacaktır. Çünkü bu durumda o başarıya, dolayısıyla kazanılacak olan ödüllere koşullanacaktır.
Bireyin motivasyonunu besleyen dış faktörler ise; önceden belirttiğimiz gibi destekleyici ve etkilidir. Sevgiyle büyütülen, ayrıca adaletli ve akılcı bir tutumla yetiştirilen genç bireyler gelişime giden basamakları tırmanıp üstesinden gelmesi gereken görevleri laikiyle yerine getirecektir. Erken yaşlardan başlanarak genç ferdin meyilli olduğu alanlarda manevi açıdan desteklenmesi, öz güven duygusunun gelişmesine yardımcı olacaktır. Öğrenim hayatının başlamasıyla birlikte adil bir rekabet duygusunun aşılanması onu başarıya ve gelişime teşvik edecektir. Fakat zamanı geldiğinde o, destekleyici ve yardımcı unsurlar olmadan da kendi bileğinin hakkıyla zorlukların üstesinden gelmeli ve hayatının dümenini eline almalıdır. İşte bu yüzden, iç motivasyonun özü bireysel çabadır.
Dış kaynaklı motive edici faktörlerden daha önemli olan şey, bireyin kendi kendisini motive etme tekniği ve yöntemidir. Elzem olan, onun kendi içindeki yetersizlik ve anlamsızlık duygusunu bastırmak için harekete geçmesi ve başarılı olmayı istemesidir. Eğer ki; kişi, kendi ideallerini gerçekleştirmek ve hayatına bir anlam katmak istiyorsa önce kendisini, sonra da hayatı sorgulamalı ve gerçeğin derin iç yüzüne dair bir farkındalık edinmelidir. Çünkü hayatı sorgulayarak edindiğimiz bilgi birikiminin bize olan katkısı zaman içinde tedricen artacak ve kendi iç dünyamızın önemli bir parçası olarak yerini alacaktır. Ve bilinmesi gerekir ki; büyük başarılar, başarısızlıklardan elde edilen ders verici tecrübelerle ölçülür, dolayısıyla birey asla umutsuzluğa kapılmamalı ve hiçbir zaman gerçekleştirmek istediği hayalleri rafa kaldırmamalıdır. O görevine adanmalı ve motive olmalıdır.
Bilgelik, elde edilen bilginin niceliğiyle değil niteliğiyle ilgilidir ve aydın bir insan her şeyden önce ne bilmediğini iyi bilmeli ve bilinmezlikleri aydınlatmak için kendi aklını kullanmalıdır. Kendisine ve topluma faydalı olmak isteyen her birey uzman olduğu konulara motive olup bilgi birikimini arttırmalıdır. Uygar bir topluma ve geleceğe giden tren yolunun raylarını döşeyip insanlığa katkıda bulunmak için çaba sarf etmelidir.

