- Yansıtma, bireyin neden olduğu yanlışların aslında başkalarının neden olduğunu ve söz konusu suçun nedeninin başkasında aranması gerektiğini söylemesidir. Böylesi durumların masum gerekçeleri olabileceği gibi, yansıtmanın nedeninin bir kişilik ya da psikotik bozukluğu olduğu durumlarda kişinin kendi ruhsal sağlığı hırpalanacaktır. Bu durum, onun bilişsel yetilerinin ve gerçeklik algısının yeterince iyi çalışmadığını ve çarpıtıldığını gösterir. O, başkasını kendisi gibi görmekte ve bu gerekçeyle suçun veya sorunun nedeninin kendisi ile ilgili olmadığına emindir. Çünkü kendisi, hastalığının riyakâr yüzünün tuzağına düşmüştür. Söz konusu bireyin kendisine ait hayat görüşünü, düşüncelerini veya iç çatışmalarını karşısındaki kişiye yansıtıp, bunların sanki karşısındaki kişinin özellikleriymiş gibi düşünüp inanması, hastalığının neden olduğu psikozun benliğini nasıl kontrolü altına aldığını gösterir. O, içindeki manevi boşluğu, yetersizlik veya aşağılık hislerini kompanse etmek amacıyla kendisinde gördüğü özellikleri yücelterek ödünlenme yoluna gider. Bu kendini gerçek nedenlere dayanmayan bir taçlandırma yöntemidir.
- Fakat ödünlenme duygusunun mümkünatı için ciddi ruhsal bir bozukluğun olması şart değildir. Birey, başarıya olan açlığını telafi etmek için takdir görebileceği başka bir kulvarda yeteneklerini geliştirerek verdiği çabanın karşılığını alabilir ve daha önemli olan yetilerini geliştirebilir. Örneğin; fiziki özellikleri nedeniyle spor yapamayan birinin zekâsını kullanarak ilerleyen yıllarda bir mucit gibi bilime katkı sağlaması…
- Psikanalize göre yüceltme kavramı, cinsel dürtülerin enerjisini olumlu anlamda yaratıcı bir güce çevirerek geliştirilen bir imkândır. Yüceltmenin Psikanaliz konusu, cinsel açıdan toplanan ve bastırılan dürtülerin bir “ego” savunması biçiminde açığa çıkan yaşayış, düşünüş ve bir hayat şekline bürünme yönelimidir. Bastırılan dürtüler burada yaratıcı güç için gereken enerjiye dönüştürülür. Yüceltme ya dürtünün en iyi özümsenmiş ve toplumsallaştırılmış olumlu ifadesidir ya da dürtüsel yaşamın aşırılıklarını ve taşkınlıklarını dindirebilen bir araçtır. Örneğin; saldırganlık dürtülerini doyurmak için bir dövüşçü olan ve ringe çıkan biri ya da çocukluğunda kesici aletlerle oynamayı seven bir kişinin, ileriki zamanlarda cerrah olması gibi…
- Yer yön değiştirme ise; biriktirilen saldırgan ya da cinsel dürtülerin çeşitli nedenlerle bir engellemeye sebep olan kişiye yöneltilememesi ve bu biriken dürtülerin başka birine boşaltılmasıdır. Örneğin; bir futbol maçında hakeme çok kızan bir futbolcunun kendi takım arkadaşına vurması ya da hocasıyla sorunlar yaşayan bir öğrencinin içindeki öfkeyi kendi ailesi üzerine kusması veya bir kazada arkadaşını yitiren birinin içinde biriken sevgi ve hasret duygularını bir başka arkadaşına yöneltmesi gibi…
- Özdeşim kurma, bireyin içinde oluşan manevi boşluğu veya entelektüel açlığı kompanse etmek için başka birini kendisine idol sayması veya sevgisini ve inancını yitiren birinin başka bir kişiye manevi açıdan bağlanmasıdır. Kişi kendisine örnek aldığı kişiye özenir ve onun gibi giyinir ve davranır. Örneğin; erkek bir çocuğun bir futbolcuyla özdeşim kurup ileride onun gibi olmak istemesi ya da bir kız çocuğunun ünlü bir şarkıcıyla özdeşim kurup ona hayranlık duyması ve onu kendisi için ideal bir erkek imajı olarak benimsemesi gibi…
- Hayal kurma, yapıcı yönü olan bir savunma mekanizması olup kişinin içinde bulunduğu tatsız durumdan sıyırılmasını ve gerçeği olmasını istediği gibi zihninde tasarlayıp kendi beklentilerini hayalde de olsa tatmin etmesidir. Hayal kurmak bireyin manevi iç dünyasının tazeliğini korumak için gereken önemli bir yetidir. Böylece kişi önce hayallerini tasarlar ve bu zamanla onun için hayatında bir umut ve bir amaç haline gelir…
- Dönüştürme(somatizasyon): Pek çok nevrotik insanın kendi içinde yaşadığı zorlayıcı veya rahatsızlık verici duyguları vardır. Zaman zaman birey, günlük hayatında psikolojik zorlanmalarla veya kaygıya neden olan durumlarla karşılaştığında içinde yaşadığı ruhsal çatışmayı çeşitli bedensel semptomlarla dışa vurarak kendi sıkıntısını dile getirir. Örneğin; karın kasılması, baş dönmesi, bayılma, kusma, nefes alma güçlüğü, geçici körlük bu türden belirtilerdir.
- Kendine yöneltme: Özellikle vicdanlı bir kişi hayatında beklenmedik kötü bir sürprizle karşılaştığı zaman yaşadığı sorunun nedeni başka biri olsa da, içinde alevlenen öfke ve gerilimi ya da hüzün ve acıyı kendisine yönelterek bilançonun bedelini kendi kendisine ödetir. Çünkü birey, kendi gözünde kötü sonuçların baş sorumlusudur. Oluşan kaybı telafi etmek için kendisine acı da olsa bir bedel ödetmesi gerekir. Kendine yöneltme, uzun geçmişli sorunlar olabildiği gibi günlük hayatta karşılaşılan kısa süreli olaylarda da gözlemlenebilir. Örneğin; bir yarışı kaybettiğinde kafasını duvarlara vuran bir sporcu veya sevgilisine haksızca bağıran bir kadının kendi hatasını anladığında ellerini ısırması gibi…
- Gerileme: Birey, yaşadığı yoğun stres ve kaygıyla başa çıkamadığında veya gereksinimleri yeterince tatmin edilmediğinde sahip olduğu kişiliği ve davranışları bir yana bırakıp kendi çocuksu, prematür kişilik profiline geri dönebilir ve bu şekilde kendisini rahatlatabilir. Gerileme belirtileri yaşça genç veya ileri olan pek çok kişide gözlemlenebilir. Örneğin; yeni bir kardeşin dünyaya gelişiyle kendisine gösterilen ilginin azaldığını fark eden çocuk, daha çok ilgi gördüğü dönemlere dönerek parmağını emebilir veya orta yaşlarına ulaşmış olan biri bile kendi istediği yapılmadığında somurtup ağlayabilir…
- Yapma bozma: Genç birey tarafından özleştirilip sentezlenen kişisel görüşlerin uygunsuz ya da yanlış davranışlardan dolayı terk edilmesi ve kendisini hatalı davranışlarından dolayı suçlaması, yargılaması veya cezalandırmasıdır. Bu savunma mekanizmasının işlevi sayesinde kişi, çevresi tarafından kabul edilmeyen düşünceler veya davranışlardan vazgeçecek, deneme yanılma süreciyle doğru(ideal) davranış tiplemesini oluşturarak kendi mantığını geliştirecektir. O, içinde büyüyen suçluluk duygusunun etkisiyle kendi hatasının farkına varacak ve kendisinin neden olduğu yanlışın telafisi için en doğru yönteme ve çözüme ulaşacaktır. Dolayısıyla yapma-bozma, özellikle genç bireylerin çevresindeki dünyaya adapte olması ve doğru olanı yanlış olandan ayırt etmesi konusunda oldukça yardımcı olan yapıcı bir savunma mekanizmasıdır. Nitekim bu mekanizma onlara, kendi davranışlarından sorumlu olmayı da öğretecektir.
_Metnin devamında diğer önemli savunma mekanizmalarını inceleyebilirsiniz.
Okuma: 79

