Farkındalık ve Merak
Nasıl oluyor da söz konusu birey kendi iradesinin dümenini boşluğun yaman ellerine teslim edip hayatın kederli ve sevgisiz yüzüyle yalnız kalıyor?
Gerçeğin bireyin zihnindeki portresi en değerli tuvaldir ama kaygı(!), bu tuvale asla bulaşmaması gereken kara bir lekedir.
“Öz-benlik”, tecrübe edilen deneyimlerle ve ruhsal olgunlaşma süreciyle birlikte kapasitesi artan bireyin farkındalık yetisidir.
İhtiyaç duyduğumuz kudret hayatın bize kazandırdığı anlamsal zenginliklerde mevcuttur.
“Kapitalist sistemin” pek çok olumsuz etkisi; ruhsal açıdan yozlaşmış, hayata karşı yabancılaşmış ve yalnızca dürtüsel (temel bedensel ihtiyaçlar) anlamda ne ihtiyacı olduğunu bilen bir insan profili meydana getirmiştir.
“Öz-benlik”, kendi plasentası olan “dirimsel bağ” aracılığıyla, bilincin penceresinden sevgiyle ve inancın gücüyle gerçek hayata doğru…
Ancak kendi ruhsal yapımızın fizyolojik bir temele dayanması, sahip olduğumuz manevi iradenin var olduğu gerçeğini gölgelemez.
Her mutlu hikâyenin sonunda gerçekleşen şey kahramanların sevgi evine yaptığı yolculuktur. Bireyin hayatla kurduğu dirimsel bağ…
Varoluş yolculuğumuzda yaşadığımız deneyimlerin bize kazandırdığı en büyük nimet ruhsal olgunluktur.
Bilinmeyen gerçeklere karşı güdülen “merak” iç-güdüsü, insanı değerli öğretilere ve tecrübelere ulaştıran bir kaynaktır.
“Ego”nun irademizin dümenini kontrol ederek manevi değerlerimizi bir hiç uğruna harcaması pek çok insanın isteyeceği…
Bireyin kendi içindeki potansiyeli edimsel hale dönüştürecek olan etki(!), tecrübe edilen deneyimlerin aklın süzgecinden geçerken…
Kişi hayatı yaşarken ve gerçekleri değerlendirirken daha ego-santrik bir tutumla, daha sübjektif bir bakış açısıyla kendisini var eder ve…
Güncel zamana tutunamayan ve dış dünyayla olan bağını yitiren kişinin kendi gözünde hayatın anlamı, artık onun yaşamını yitirmiş eski bir sevdiği gibidir.
Narsistik ve melankolik yapıların varlığı başlı başına patolojik değildir. Sağlıklı her bireyde, belirli ölçülerde narsistik ve melankolik eğilimler bulunur.
Söz konusu yetilerin kazandırdığı avantajlar sayesinde kişi, gerçeğin sırlarını ve sınırlarını sorgulayacak…
Kişiliğin oluşması bireyin gerçeklerle olan etkileşimi ile mümkündür. Bireyi gerçeğe entegre eden iç-güdü ise “meraktır.”
Günümüzün bireyi manevi anlamda bir boşluktadır. Çünkü kendi hayatının karanlık yüzünü…
Günahkârlık yolunda yürüyen bireyin ilk kurbanı çoğu zaman kendisidir; her ne kadar cehenneme giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğu sıkça söylense de…
Ruhun kendisine içkin varoluşunu mümkün kılabilmesi için gerçek dünyaya uygun maddi bir forma, yani fizyolojik bir temele…
Hiçlik duygusuyla nitelenen kişi kendisi için iyi ve değerli olanı kaybetme tecrübesinden edindiği ibretle hayata dört elle sarılacak, dolayısıyla…
Nevrotik hastalığın bireydeki varlığı aynı zamanda onun kendi kişiliğinin belirli yönlerden restore edilmesi gerektiğine işaret eder.
“Öz-benliğin” yıkımıyla gelişen “dirimsel bağın” zayıflama süreci, gerçek temellere dayanmayan ötekinin(!) oluşumuna zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biridir.
İnsanın hayatla bir olma isteğinin varoluşsal(!) nedeni onun eksik bir varlık olarak yaratılmış olması mıdır?
Bu bağlamda bireyin yaşam çizgisi boyunca gerçekleştirdiği içselleştirme ve dışsallaştırma süreçleri onun(kişinin) ruhunun nefes alış-verişini, kısaca…
Kısacası iyilik ve güzellikler onun hür iradesiyle içinden gelerek oluşmalı ve o bu değerleri çevresinde yaşatmayı bilmelidir. Ünlü filozof Kant buna…

